Drama ile İş Güvenliği (Sanal Gerçeklik İçerir)

Sanal Gerçeklik 2012 yılından beri kendisine doğru bir yer aramakta. Öncelikle sanal gerçeklik kavramı, bir işlemcinin görüntü birimi kullanarak gözlüklerle özdeşleşmesidir. Sonra mobil cihazlara yüklenen uygulamalar. Şimdi de kullanımı oldukça kolaylaştıran “hepsi bir arada” cihazlar. Bu cihazların çıkması bana hep çekindiğim “nereye kadar” sorusuna cevap bulmamı sağladı. “Anon” filminde izlediğimiz gibi, retinalarımızın içine girene kadar.

2012’den beri sorduğum diğer soru ise bu gözlüklerle gerçekten faydalı bir ürün üretilip üretilemeyeceğiydi. Mutlaka oyun oynaması, film seyretmesi çok eğlenceli. Beynimize yüklenen manipülasyonlarla korkmak, heyecanlanmak ve diğer duygu manipülasyonları bu pastanın kreması. Tabi ki bu medya televizyon denen medyanın önüne geçmeliydi. Mesela televizyonda bir korku filmi izleriz, sonra “Ne güzel korktuk be!” deyip hayatımıza kaldığımız yerden devam ederiz. İzlediğimiz içeriğin değeri çoğu zaman birkaç kabus görmenin ya da arkadaş muhabbetlerinde anlatmanın önüne geçemez. Aslında biz sanal gerçekliğe bunların ötesinde değerler yüklüyorduk. Ne bileyim, televizyonun yapamadığı gibi insan gücünün yerine geçebilmeliydi. Bir ürünün satışlarını mucizevi bir şekilde arttırabilmeliydi ya da bir içerik hayatlar kurtarabilmeliydi. Yani korkuyorsak bir anlamı olmalıydı. Artık biliyoruz ki bunların hepsi sanal gerçeklik ile mümkün. Hem de datalı matalı.

Bu paragraftan itibaren yazımın başlığı olan iş güvenliğinden bahsedeceğim, tabi bu coğrafyada iş güvenliğinin önemine değinmeye gerek yok. Her gün artan iş kotaları, kalitesini kaybeden ya da kaybedilen hayatlardan bahsetmek konuyu ajite etmek olur. Biz, sanal gerçeklikle emekleri asla küçümsenmeyecek olan iş güvenliği uzmanlarına, içeriklerimizle destek oluyoruz. Bu yazıda bize verdiği destek ve cesaret ile projenin bu noktalara gelmesinde öncülük eden YISGUM İSG’den de bahsetmek gerek. Bir yazılım projesi ancak bu kadar multidisipliner çalışıldığı taktirde tadından yenmez bir hal alıyor.

Öncelikle yüksekte çalışma eğitiminden bahsedeceğim. Örnek olarak 35 kişi bu eğitimi alacak olsun. Yüksekte çalışmayı çok farklı dallara bölebiliriz. Mesela inşaat olabilir, gökdelende cam silmek, elektrik santralleri ya da akla gelebilecek onlarca başka dalları olabilir. Bunlar için ayrı parkurlar gerekmekte. İnşaat için bir parkur kurulduğunu düşünelim. Bu parkur bir iskele. Üzerinde merdivenleri var, koruma bariyerleri var ve tabii ki daha bir sürü detay. Eğitmen 35 kişiye nasıl hareket edilmesi, neler giyilmesi gerektiğini, sakınması gerekenleri tek tek anlatır. Sonra 35 kişi tek tek iskeleye çıkarak bunu deneyimler. Bütün parkuru dinledikten sonra eğitimlerini almış olurlar. Yeterli mi? Ahmet Abi zaten o merdivenden çıkabiliyor. Bunun yerine biz, sanal gerçeklik ile çalışanlara, başlarına gelebilecek kötü senaryoları interaktif dramayla gösteriyoruz.

Hızlıca bahsetmek gerekirse önce kişi Sanal Gerçeklik gözlüğünü takıp, kıyafetlerini giyiyor ve bu kıyafetleri öğreniyor. Ellerini ve bacaklarını bu simülasyonda özgürce hareket ettirirken, diğer yandan çalışma alanındaki formları bizzat dolduruyor. Sanal Gerçeklik burada kişinin bireysel öğrenmesine ve bu öğrendiklerinin provalanmasına da yarıyor. Gelelim fasulyenin faydasına. Ahmet Abi gözlükle özel olarak tasarlanmış sanal parkurda eğitimini almakta. (Burada bu parkurun gerçekte hazırlanmasıyla sanalda hazırlanması ve muhafaza edilmesi arasındaki maliyet farkından bahsetmiyorum bile.) Ahmet Abi eğitimi alırken gerçek parkurda olan bütün senaryolarla etkileşime girer. Hava koşullarının değiştiğini görür ya da başka bir işçiden gelen direktifleri yapar. Fakat Ahmet Abi’nin dikkatli olması lazım. Çünkü sanal parkur gerçek parkur gibi sağlam hazırlanmadı. Ahmet Abi sanal parkurda merdivenlerden çıkarken kırık olan basamağı fark etmedi ve düştü. Düşme ve yere çarpma hislerini yaşadı ve şu an kendi cenazesini seyrediyor. Biraz acı ve hiç matrak değil. Artık Ahmet Abi basamaklardan çıkarken nelere dikkat etmesi gerektiğini biliyor. Temkinli olacak. Burada biz ona ek olarak dikkat etmezse başına neler gelebileceğini de gösterdik.

Daha masum başka bir örnek daha vermek istiyorum. Türkiye’nin üç farklı ilinde fabrikaları olan bir müşterim, 20 ayrı modül talep etti. Bu 20 ayrı interaktif modül, bütün fabrikalara kurulacak. Bu şekilde eğitmenin şehir şehir gezmesine gerek kalmayacak. Aynı zamanda çalışanlar eğitimlerini bir projeksiyon cihazı yerine birebir alacaklar. O eğitimlerde yine kendi kol ve bacaklarını kaybedip dikkatli olunması gerektiğini anlayacaklar. 20 bölümü bitiren kullanıcı en sonunda bir testle karşılaşacak. Bu şekilde biz çalışanların nerelerde kazaya maruz kalabileceklerini öngörebilmiş olacağız. Mesela Hüseyin Bey ekipmanlar konusunda yeterli bilgi sahibi değil, Ali Bey bacağını makineye kaptırabilir, Turan Bey’in dikkati çabuk dağılıyor gibi geri bildirimler verebileceğiz. Öbür taraftan başka bir kullanıcıyı gösterdiği özenden dolayı ödüllendirebileceğiz.

Sanal Gerçeklik çağı başlıyor. Sanal Gerçeklik B2B için artık oldukça faydalı bir model. İş güvenliği dışında şirket adaptasyon eğitimleri, İK görüşmeleri, roleplay gibi içerikler de trend konular. Bu içerikleri hazırlarken hep aynı ortak paydada birleşiyoruz; “İçeriğin sağladığı algı manipülasyonu”. ”Drama.”

Umarım yeterli olmuştur,

Kerem Gençler

Önerilern Yazılar
Bizimle İletişime Geçin

Okunmuyor mu? Yazıyı değiştir. captcha txt