Augmented Reality (Artırılmış Gerçeklik) Nedir?
Bu konudaki ilk sözümüz, artırılmış gerçekliğin sanal gerçeklik ile aynı şey olmadığıdır.
Sanal gerçeklik, sizi başka bir yerde olduğunuza ikna eder. Artırılmış gerçeklik ise, şu anda bulunduğunuz gerçekliğe farklı şeyler katar.
Adından da anlaşılacağı gibi artırılmış gerçeklik, gerçekte var olan bir ortamın üzerine bilgisayar ortamında oluşturulmuş verilerin adapte edilmesiyle oluşur. Yani ses, görüntü, animasyon, hologram gibi dijital nesnelerin, cihazların cisim tanıma özelliği kullanılarak gerçek görüntülerin üzerine bindirilmesi yöntemiyle elde ettiğimiz sonuçlardır.
Bir diğer anlatımla, gerçek dünyanın kamera ile görüntüsünün alınması sırasında, gerçek dünya üzerinde önceden belirlenmiş olan hedef noktalara, bilgisayarda hazırlanmış olan materyallerin bağlanması ve oluşan sonucun, yazılımlar vasıtasıyla çıktı görüntüsünün eşzamanlı olarak alınmasıdır.
Artırılmış Gerçekliğin Gelişimi
İlk olarak 1901’de L. Frank Baum’ un Ana Anahtar (The Master Key) adlı eserinde kavramsal olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada bugün bildiğimiz artırılmış gerçekliğin tam olarak işlevi ve adı aynı olmasa da ‘Karakter Belirteci (Character Marker) ‘ fikri ile düşünce olarak temellerinin atıldığını söyleyebiliriz.
Daha sonrasında birçok teknolojide olduğu gibi bu konuda da atılan ilk temeller askeri teknolojiye dayanıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında, İngiliz savaş uçaklarının ön camlarında görüntülenen radar bilgi ekranı sayesinde pilota uçuşla ilgili çeşitli bilgilerin sağlandığı bir sistem olarak karşımıza çıkıyor. Zaman geçtikçe gelişimini mobil cihazlara yönelik ve video tabanlı olarak sürdüren artırılmış gerçeklik, biz mobilleştikçe hayatımıza daha çok dahil olmaya devam edecek.
Peki Nerelerde Kullanılabilir Bu Teknoloji?
Eğitimden sağlığa, mimarlıktan turizme, reklamdan pazarlamaya kadar birçok sektörde kullanıma imkan sunan bu teknoloji, kullanıldığı sektördeki depo, hacim vb. maliyetleri epey düşürüyor. Örneğin bir mobilya firması showroomunda tüm modellerini sergileyebilmek için 5000 metrekare bir alana ihtiyaç duyarken artırılmış gerçeklik teknolojisi sayesinde 10 metrekarelik bir alanda cep telefonu uygulaması ile bütün modellerini sergileyebilir. Yine pazarlama sektöründeki kullanıma en iyi örneklerden biri olarak IKEA, artırılmış gerçeklik teknolojisinden ilk faydalanan şirketler arasında. Kataloglarına koyduğu QR kodlar sayesinde, evinde kataloğunu inceleyen bir müşterisine, QR kodu okutarak telefon kamerası üzerinden katalogdaki bir koltuğun, sehpanın vs. kendi evinde nasıl duracağını görme imkanı sağlıyor. Üstelik kullanıcı telefon ekranından eşyanın boyutlarını ve rengini de değiştirebiliyor.
Ülkemizde oldukça hızlı büyüyen inşaat sektöründe de farklılaşmak oldukça zorlaşıyor. Her gün yeni bir inşaat projesiyle karşımıza çıkan firmalar, ticaret ekonomisi gereği çoğu zaman projeler bitmeden satışlarına başlıyor. Bu satışları projelerin maketleri üzerinden gerçekleştiren inşaat firmaları için maketler oldukça maliyetli olurken, alıcılarda ise güvensizlik yaratabiliyor. Bunun yerine artırılmış gerçeklik teknolojisinden faydalanan firmalar ise müşterilerine interaktif bir deneyim sunmaktan ötürü artı puan kazanırken, müşteri ise kendini deneyimin içinde gibi hissettiği için maketlere oranla daha fazla güven duyuyor.

Artırılmış gerçeklikten bol bol istifade eden ilk sektörlerden biri de oyun ve eğlence sektörü oldu. Yakın zamanda herkesin çılgınca oynadığı, adeta bir furyaya dönüşen Pokemon Go oyunu artırılmış gerçeklik teknolojisinden faydalanan bir oyundu. Çok kısa sürede binlerce insanı etkisi altına alan bu oyun, bulunduğunuz bölgede GPS aracılığıyla Pokemon yakalamanıza ve onları uygulamanın bulunduğu diğer telefonlara bağlanarak birbirleriyle dövüştürmenize ve takas etmenize imkan veriyordu. İnsanlar bu oyunu çılgınca oynarken aslında artırılmış gerçeklik teknolojisiyle tanıştığının farkında bile değildi.
Artırılmış Gerçekliğin Geleceği
Bizim de 2011 yılından beri içinde bulunduğumuz bu dijital gerçeklik dünyası gün geçtikçe rağbet gören, inovatif firmaların köşe kapmaca oynadığı bir platform haline gelmeye başladı. Endüstriyel tasarımdan paketlemeye, sağlıktan eğitime birçok alanda kullanıma imkan veren teknoloji için emekleme döneminde demek yanlış olmaz. Her geçen gün hayatımıza daha çok yerleşse de, ortalama 10 sene sonra hayatımızın tüm alanlarında olacak gibi. Öyle ki fabrika veya işyerindeki bir teknisyen elindeki mobil cihazla makinelerin önünden geçerek kontrolünü gerçekleştirmiş; bir cerrah bu teknoloji sayesinde yeni bir yöntem öğrenebilmiş; bir tüketici markette gezinirken cep telefonu kamerasını ürüne tutarak ürün hakkında tüm bilgileri öğrenebilmiş duruma gelecek.
Böyle bir teknolojinin özellikle eğitim, sağlık gibi faydalı alanlar kullanılmasını çok istiyor, bu alanda yaratıcı senaryolar ile uygulamalar geliştiren bir Sanal Sanatlar Ajansı olduğumuz için de gurur duyuyoruz.

